Mİ SORU EKİ

Topluluk önünde yapılamayacak kadar değersiz, kendi başına konuşunca anlamsız bir psikolojik rahatsızlığın pençesine düşürecek kadar önemli bir konuşma geldi aklına.. 

Lakin konuşsaydı olmazdı .. yazdı.. 

Bir maceraya yeltenemeyecek kadar yorgunluğunu,

Sevdiği insanların her sözünü kaldırabilmenin vakurluğunu,

Kimseyi sevemeyecek kadar usanmışlığını, 

Her şeyi tek başına aşmışlığın kahramanlığını,

Aynı zamanda da tutarsızlığını yazdı..

Hiç bişey ama hiç bişey yolunda gitmiyor 1.55 boyuyla kendini yine de yerin dibinde hissediyordu..

Kimsenin tavuğuna kışt deme terbiyesizliği şöyle dursun zaten kuş familyasıyla çok iyi anlaşamayan bir arkadaştı.. 

Lakin tüm bunlara rağmen ağzından çıkan her sözün karşı tarafa ulaşmadan değerini kaybetmesi kuş familyasıyla alakalı değildi kesinlikle.. 

Zaten istatistiklere göre her on kişiden altısı dost konusunda sıkıntı yaşıyordu.. o yüzden “Allah aşkına biri neyin var desin yaa” yakarışı muhtemel o altı kişiye denk gelecekti.

Ama işte maalesef sorulmayınca iltihap topluyor yaralar

Sesi duyulmayınca derinleşiyor mazlumun yalnızlığı

Bildiği halde bilmezlenenler tanıdığı halde görmezlenenler 

Nice acı kahvenin hatırını feda edenler zorlaştırıyor insan olmayı.. 

Tam Gurbet dediğimiz o pencereden kurtulduk artık tamam derken

“Ben gurbetten vatanıma döndüm. Gurbetten kurtuldum zannediyordum vâ esefâ gurbetin en dehşetlisini vatanımda gördüm”

cümle-i tarihinin tekerrürü ile aslında her devirde yaşanılan, yaşarken çok zor ama anlatırken çok kolay olan bu hayatın bilmem ki bitmesini mi istemeli bitmemesini mi..?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir