KISSADAN HİSSE

 

 

Peygamber kıssalarını okuyanlar, kıssaların içinde şefkatten aşka, kıskançlıktan pişmanlığa kadar her türlü duygunun var olduğunu  ama ümitsizliğin olmadığını görürler. Hz Yusuf, Hz Musa, Hz Davut hiç bitmeyecekmiş gibi görünen bir zulme, hiç geçmeyecekmiş gibi görünen bir zamana sabırla mukabele eder.

 

Hz Yakub üzüntüsünden gözlerine ak düşmüşken bile oğullarına Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz, çünkü kafirler güruhu dışında hiç kimse Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez diye nasihat eder.

 

Hz Musa Sina Çöllerinde 40 yıl Allah’tan ümidini kesmeden sabrederken, Allah muzafferiyeti, gücüne kudretine, koltuğuna tapanlara değil tam bir tevvekkül ile Allah’tan ümidini kesmeyen zayıf, tükenmiş, hüzünler mukarebesi içindeki Hz Davutlara, Hz Musalara, Hz Yusuflara ve arkasından yürüyenlere nasib eder.

 

O yüzden kıssa, bela ve nusibetlerle örülü olsa da “üzüntülü kimse Yusuf Suresini dinlerse rahatlar” der İbn-i Ata. Kim Yusuf Suresini okumaya ve manalarını dikkatlice düşünmeye devam ederse Hz Yusuf’un ulaştığı türlü sevinçlere ulaşır.

 

 

Bugün başka bir Yusuf’tan bahsedecekti… Kuyuya atılmamamış ama ağabeylerinin, kardeş bildiklerinin Yusuf’u kuyuya attığı yaşta… Zulümden kurtulmak için bir yol seçmiş, bir bota atlamış, Meriç’in ortasında alabora olan botta valideynini kaybetmiş bir Yusuf’tan… Tiran vicdanlılar ona bu yaşında bu zulmü reva görmüştü. Lakin dedim ya Yusuf bu.. Allah’ın gösterdiği bu şerde ne sultanlıklar gizliydi…

 

Bugün aynı kişiden lakin başka bir Musa’dan bahsedecekti. Saltanatına karşı koymaya çalışan herkesten kurtulmaya azm etmiş Firavun’a inat sarayında yetişen Musa’dan. Bütün yolların çıkmaza uğradığını sananlara, tüm ümitlerin bağlandığı Allah’ın yardımıyla denizlerin içinden yol açan Musa’dan…

 

Yine aynı kişiden fakat başka bir Davut’tan bahsedecekti. Kendini yenilmez sanan Calutlara karşı Hz İbrahim oğlu Hz İshak oğlu Hz Yakub oğlu Bünyamin soyundan gelen o cılız ses gibi minicik bedeni siper olacaktı,

asırlardır süregelen velayet zincirine sessiz ve iddiasız altın halkalar ekleyenlere,

sadakati aşkın üzerinde görenlere,

varlıklarını şefaat yapıp Rabbi’nden bütün bir beşeriyetin felahı için necat dilenenlere,

Allah’ın yerde ve gökte vüzz va’d ettiklerine..

 

 

Ve elbette kazanan Yusuflar, Musalar, Davutlar, Aişeler, Fatımalar, Zeynepler olacaktı…

Şimdi gerçek meydana çıktı (Yusuf 51) deyip, cürmünü itiraf eden Züleyhalar.. Vallahide Allah seni bize üstün kılmıştır, doğrusu bizler suçlu idik diyen tevbekar kardeşler, ağabeyler kazanacaktır… Hüzünler kulübesini mekan tutan babalar, rüyası görülen bir nesil için Ya esefa ala Yusuf (Ey Yusuf’un hasret ateşi yeter artık, yetti) (Yusuf 84) diye dua eden gözü yaşlılar kazanacaktı.

 

Ve son kerte kazanan af ve adalet olacaktı. Bütün kazançlar Yusufların hanelerine kaydedilecekti elbet. Yitirdikleri herşey başka bir surette onlara geri dönecekti. Fakat onların asıl kazancı rüya tabir etmeyi, yani bir rüyayı gerçeğe dönüştürmeyi öğrenmiş olmalarıydı…

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir