KIRIK HAVA

Son haftasıydı.. Gönlünün “asla” onaylamadığı, ama diliyle ikrar etmek zorunda kaldığı şu sözlerle devam etti..

Son kez görüp lavantasını verecekti. Birde okurken çok beğendiği, onun da beğeneceğini umduğu sarı renkli kitap..

Yeni bulmuştu.. Ama yeni bulmanın dünya üzerinde hiç bir ehemmiyeti yoktu. Marsı bilemem..

Demesine göre en geç iki sene sonra buluşacaklardı lakin masallar istediğimiz gibi bitmeyebilirdi.. Masal bu ya biz Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler dinlerken bir an da o masal Pamuk Prensesi Yedi Cüceler olabilirdi.. Hakkındaki hiç bir şeyi unutmamıştı ama bu aralar aklına çok güvenemiyordu..

“Son Kez” diye bir kavram olmasaydı tam elimden tut diyecekti fakat Türkçe de ve muhtemel dünya üzerinde ki bütün dillerde “Son Kez” diye bir kavram vardı.. Diyemedi..

Zaman mevhumu en beceremediği şeydi.. Bunun için her güne bir saatte almıştı ama şimdi mesela burada 33 yaşındaysa Jupiter’de kaç yaşındaydı? Güneş etrafında dönüşünü 365 günde tamamlıyorsa Dünya, Neptun kaç günde tamamlıyordu? Yukarılara çıkıldıkça artar mıydı, azalır mıydı zaman..? Onun adı zaman değil miydi yoksa? Konuya dönecek olursak bu bahsedilen iki sene Dünya’ya göre miydi, Jupiter’e göre mi? Bana göre olmadığı kesindi çünkü..

Hasılı.. Hiç bir şey olmasa da bir şeyler muhakkak olmuştu kısa zaman diliminde ama ne olmuştu orası muallak.. Muhtemelen kimse ölmesin diye kimsenin aklından her sevdalı verdiği sözü geri almıştı.. ve yine muhtemel birileri gidiyor, imkanlar yanıyor, bir dağ yıkılıyordu içimizde ve ne sevmekten ne de zulümden korkamazdık.. Bize yakışmaz kisvesi altında..

Dünyanın hiç bir yerinde görülmemiş bir bağ ile yeşil zeytini sevdiği kadar sevmişti. Taa Mardin, Urfa, Antep’ten İstanbul’a, Sinop’tan Hatay’a kadar, Svalbard Adaları’ndan Güney Georgia’ya kadar sevmişti..

Keşke gitmeden önce bi gitmeseydi..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir