İMTİHANDAN DÖNENİN KAŞIĞI KIRILSIN

 

 

 

Teyit ne eksilmişse ondan olur dedi, yoldan geçerken kulağına takılan beyaz eşya dükkanında, enflasyona inat satılmayı bekleyen TV deki ses…

 

Eksikliğim sendin.. Senin sesine, dostluğuna, yol göstericiliğine teyit gerekiyordu içimde.

Tek bir onay için evini, yurdunu,yuvasını, bağını, bahçesini, çarşısında her zaman uğradığı cafesini, mahallesini, caddesini, annesini, babasını, kardeşini, annesinin ona anlattıklarını, anlatmadıklarını, anlatamadıklarını, babasının az da olsa muhabbetini, emirlerini, hiç bir şey olmasa da öyle yada böyle arkasında durmasını, kardeşiyle şakalaşmalarını, kavgalarını..

sırf bir onay için terk ettiği bunca şey yetmezmiş gibi, ailesinin onu hiç yokmuş gibi görmelerini de ekletmişti bu onay bu terklerin içine…

 

Artık nasıl önemli bir onaysa alınması gereken, onca şey arkasında kalmış muhtaç olanın teyide..

 

Evet, teyit ne eksilmişse ondan olurdu ve arkasında bıraktığı bu kadar şeyin teyidi Allah’tan gelecekti.

“Hatırlayın ki o bildiğiniz kafirler O’nu (sav) yurdundan çıkarmışlardı da, sığındıkları yerde iki kişiden biri iken, kendisini takip edenler sığındıkları yerin ağzına kadar geldikleri esnada O (sav) hiç bir endişeye kapılmadan Allah’a tam bir teslimiyet ve tevekkül içinde yanında ki arkadaşına ‘Hiç tasalanma Allah bizimle beraberdir !’ diyordu. Allah sekinesini daima O’nun (sav) (ve O’nun yolundan gidenlerin) üzerinde tuttu. O’nu (ve O’nun yolundan gidenleri) sizin görmediğiniz ordularla destekledi ve küfredenlerin dava ve düşüncelerini alçalttı. Allah’ın kelimesi ve davası ise zaten her zaman yücedir. (Tevbe 40)”

.. ve geldi…

 

Ortada bir seçim vardı. İnsan iradeli, çalışan bir beyinli, karakterli bir seçim… Her ne kadar, şöyle bir bakıldığında şimdiki insanlar tarafından olay, çok beyin kullanılmış gibi durmasa da, gelmiş geçmiş en iyi kalp ve kafayı birlikte kullanabilme şekliydi bu seçim..

 

Varlığımız seçmek için.. Neyi seçeceğini bilmek, bazısına buğz etmek, bazısına sevgi beslemek için.

Yarın mahşer divanında kefeye, sevilmeyeceği sevmiş, sevilecekten buğz etmiş olmak konacaksa eğer, insan iradesi, öyle elin alemin zerzevatına bedel ödenecek bozukluk değildir.

Değildir zira insan iradesi de Allah’a aittir ve Allah’a ait olan hiç bir şey elin alemin deyişine gelmez, gelemezdi.

 

Yapılan her seçimin insanda bıraktığı bir garipliği vardı.

Siyah ayakkabısını giydiyse kahverengiyi arkaya bıraktığına garipti insan, yeşil kalemiyle yazıyorsa maviye garipti..

Yolda tek yürüyorsa evlad-u iyale , valideynine garipti, Gal-u da Bela dediğini yaşayamıyorsa dinine garipti. Yaşatamıyor yada hırsız, uğursuz, sarhoşla yaşatıldığını sanıyorsa dini garipti.. Garip oğlu garipti hemde..

 

Beklediğimiz onay verdiğimiz sözdür. Tevbe 40 larla, Kehf 10 larla, Ta ha 135 lerle bekliyoruz…

Kadir olan Allah’ın kudretiyle hakkımızda takdir ettiklerinden bir miktar seçip bekliyoruz..

Velhasıl.. Ne yaşıyorsak inandığımız için yaşıyoruz. Garib olan dinin garibi olan Peygamberine (sav) inanıyor ve garib olan bu yolda sarsılmadan hep aynı şeyi söyleyerek ilerlemeye çalışıyoruz.

Bu dünya dayanma dünyasıdır, darılma dünyası değildir diyoruz.

Tek bir onay adına, geçiş için kağıda konulması gereken bir tik işareti adına, yatıyor, kalkıyor ve ne için yaşadığımız unutturulmasın diye tir tir titriyoruz.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir