İÇİMİZDE

 

 

 

Aklım… mahçup bir ifadeyle durakladı önce. Ardından iç geçirerek devam etti. Medresedeki odamda, rahlemde, kitaplarımda hocam…

Bir adım daha yaklaştı ihtiyar… işte bu yüzden yaptığın bütün hesaplamalar yanlış çıktı.

Çünkü bedeninin bulunduğu yerde değildir gerçekte insan. Yüreğinin attığı yerdedir. Delikanlı perişan bir ifadeyle eğdi başını…

Bu cümleler aklının oyunlarından biriydi. Kafasından bunlar geçerken, gözleri kapalı masasında oturmuş eli masadaki kahve fincanındaydı.

Fincandaki kahvenin sıcaklığı ile eli yandı, fincandan elini bir refleksle çekerken aynı refleksle gözleride açılmıştı.

Sandalyesini düzeltti sonra, kaldığı yerden devam edebilmek için tekrar kapadı gözlerini.. Eskilerdeydi… Çok olmayan eskilerde…

Son 15 gündür çadırında, kitaplarınla birlikte hülyalara dalarken düşmanlar karşı zirvedeki ileri karakollarımızı atıl bırakarak üç mil batımızdaki El Bab Vadisine doğru harekatlarını sürdürdü……

Diye bir ses işitti sonra… sinirli bir ses. Birden fırladı olduğu yerden. Gerçekten El Bab Vadisinde bir hareketlenme var kalkışıydı bu. Gören öyle sanabilirdi, kendini kaptırmıştı ha keza..

Ama ses mutfaktaki annesinden gelmişti. Sofra hazırlanmış ve son anda ekmeğin olmadığı fark edilmişti.

Bütün isyan, çaba, bir komutanın düşmanın taaruzuna karşı askerlerine “Haydi Siperlereeee” diye bağırmasını andıran bu ses, sadece ekmek yokluğundan dı…

Alışamıyordu… 5 yıl geçmişti lakin dünyaya bir türlü alışamıyordu… bu yüzden sürekli dalıyor, bu yüzden şu an evde yaşadığı herşeyi sanki Dünyayı tekrar kurtaracakmış edasına çevirmeye çalışıyordu.

Annesinin bu feryadını gerçektende savaş alanında komutanından almış olduğu emir gibi düşünüyor ve bu ekmek alma mevzuunu sanki Yunan İstihbaratına sızıp bilgi alacakmış havasında irdeliyordu. Ve atıldı Kara Murat edasıyla…

Ekmeği ben alırım!!!!

Annesinin elinde çatallar kalakalmıştı. Böyle bir tepki beklemiyordu kimse. Herşeye rağmen o halini hiç bozmadı.

Süvari kıyafetlerini kuşandı önce, başına örme demir den yapılmış zırhlı başörtüsünü taktı. Yola çıkmaya hazırdı. Mehter takımıyla birlikte ilerlemeye başlayabilirdi artık…

On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştaaannnn…. Pardon pardon yanlış yere tıklamıştı afyon altı esindeki müzik programından. Hemen bir altındaki parçayı açtı… tamamdı artık hazırdı.

Allah yoluna cenk edelim

Şan alalım şaaannnn

Kur’an da zafer var ediyooorrr

Hazreti Yezdaaannn…

Bu kadar hazırlık ve gazdan sonra merdivenlerden inmeyi gözü yememişti süvarinin, o yüzden bir seferlik asansörü kullanmayı tercih etti.

Şahin toplarından sonra en iyi buluş olduğunu düşündü. Yolu bir hayli kısalmıştı zira…

Çelişkiler içerisinde geçen hayatına bir türlü çeki düzen veremiyordu. Ne yardan dı ne serden…

Çelişkilerinden vaz geçirecek bir şeyde kalmamıştı gerçi dünyasında. Eğer olsa idi… yardan da geçerdi serden de geçerdi…

Ekmeği aldığında geçmişte yapmaya çalıştığı gibi birinin daha elinden tutmuş gibi hissetti. Bunun matrisini aldı, lineer cebirde teoremini yaptı İspatı dünyayı kurtarmak çıktı.

O yüzden ekmek almak şu anda yapabileceği en iyi şeydi.

Ya böyle hissedecekti yada ölecekti. Ya yaptığı herşeyde eskilerden bir iz bulmaya çalışacaktı yada yine ölecekti.

Süvari göründüğü kadar güçlü değildi, bunu bağıra çağıra söylemek zorunda kalmasındı…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir