EY KIŞIN VE YAZIN ŞERİKSİZ SAHİBİ…

 

 

 

Yine başladı karanlık ve gece.. gözümü kapasam zindan açsam zifiri… bir ben var benden içre ki sorma gitsin..

insan kendinden bir kurtulsa sırra vakıf olacak ama… diye başladı cümlelerine.

Gece saat 1:00 olmuştu yatsı namazını ancak eda edebildi. Ve dua… içine ağlamaktan sırılsıklam gönülleri bir nebze kurutacak, boğulmaktan kurtaracak dua…

Ey çaresizler çaresi! Sebeplerin sukut ettiği, içtimaî ahvalin boz bulanık bir hâl aldığı, her yanda zâlimlerin hayhuyunun duyulduğu,

yığınların çaresizlikle kâh sağa, kâh sola toslayıp durduğu şu karanlık günlerde,

yeryüzünün dört bir yanından “amin”leriyle meclisimize iştirak eden samimi gönülleri vesile bilerek bir kere daha içimizi Sana dökmek ve halimizi arz etmek istiyoruz.

Gerçi, hâlimiz Sana ayan, söyleyeceklerimiz bildiklerinin bir kısmını beyan. Beklediğimiz, asırlardan, hususiyle birkaç yıldan beri bizi kıvrım kıvrım kıvrandıran dertlerimize derman…

İcâbet buyur ey Rahîm ü Rahmân! Yakınlığınla gözlerimizi aydınlat ve bizi uzaklığımızın zulmetlerinden kurtar.

Ey kolu kanadı kırılmış ve yapacak hiçbir şeyi kalmamış çaresizler niyaz ettiği zaman, onların duasına icâbet buyuran ve başlarındaki sıkıntıyı/kötülüğü gideren!..

İşte bizler de muztarrız; öyle ki, yeryüzü bütün genişliğine rağmen başımıza dar geliyor ve vicdanlarımız da bizi sıktıkça sıkıyor.

Bizim yakarışlarımıza da icabet buyur ve üzerimizdeki belaları def eyle!..) “O zalimlerin yaptıklarından Allâh’ı habersiz zannetme sakın.

O, onları dehşetten gözlerin belereceği, donup kalacağı bir güne ertelemektedir.” buyuran Azîz ü Cebbâr!..

Birer şakî gibi elleri kelepçelenen kadın erkek, yaşlı-genç hayırseverleri görüyorsun!..

Mesleği elinden alınan, bütün kazanımları gasb edilip onuruyla oynanan, sorguda-hapiste işkenceye uğratılan masumları görüyorsun!..

Öğrencilerine/okuluna hasret bırakılan, alın teriyle rızkını kazanmasına dahi fırsat tanınmayan öğretmenleri görüyorsun!..

Firavunların bile yapmadığını yapan günümüzün tiranlarınca, binlerce masum kadının da tutuklandığını görüyorsun.

Doğumhanede, yaralı bereli haliyle gözaltına alınan, hatta hapse atılan anneleri; dünyaya gözünü zindanda açan bebekleri;

aylardır anne-baba yolu gözleyen, valideyninin elbisesine ya da resmine sarılıp ancak uyuyabilen on binlerce çocuğu görüyorsun.

Dahası, dinin-diyanetin nasıl tahrip edildiğini, bir ülkenin nasıl bitirildiğini görüyorsun.

Mazlumları rahmet ve inayetine; zalimleri kahır ve adaletine havale ediyoruz ey Azîz ü Züntikâm.

Ey Rabb-i Rahîm! Biz güçsüz, hasımlarımız azgın; şeytan ve avenesi bir cephe oluşturmuş ki, Sen inayet etmezsen bunlarla baş etmemiz mümkün değil;

her yanda düşmanlarımız gayzla köpürüyor; dostlarsa suskun ve temkin murâkabesinde. Sadece o kadar mı? Hayır, bir sürü de dost kılığında düşman var ve hepsi de tam tekmil taarruz vaziyetinde.

Hâdiseler acımasız cereyan ediyor; hicranla geçen zaman bir türlü bitmiyor.. mekan da zamanın rengine bürünüyor.

Allahım, biz Sen’den razıyız; Peygamber Efendimiz’den razıyız; dinimizden ve yolumuzdan razıyız.

Gönüllerimize ektiğin bu rıza nüvesiyle şimdiye kadar Senden gayrısına asla secde etmedik; kimimiz az, kimimiz çok bedel ödedik ama zalimlere hiç boyun eğmedik.

Sen bizi ihlas ve rızandan ayırma; kalblerimizi Sana ve likâna aşk u iştiyakla doldur.

Allahım, şu anda yeryüzünün en ücra köşelerinde adını bayraklaştırmaya çalışan, Sibirya’dan Afrika’ya, Çin’den Amerika’ya kadar her yanda bizimle beraber el açıp Sana yakaran kardeşlerimiz var.

Onların yürek atışlarını yanımızda, kalblerimizin çırpınışını da onlarla hissediyoruz.

Birimiz şarkta, birimiz garpta, birimiz cenûpta, birimiz şimâlde, hatta birimiz âhirette, birimiz dünyada da olsak, biz yine bir ve beraber olduğumuza inanıyoruz.

Bütün kardeşlerimizi ve yetiştirdikleri rengârenk çiçekleri Sana emanet ediyoruz; Sen onları şerirlerden ve her türlü şerden muhafaza buyur.

Hepimizi ötede Rasûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in livâ-i hamd’i altında bir araya getir!..

Dergâh-ı Zat-ı uluhiyyetinde dualarımızın birini bin eyle yâ Rabbenâ!

Şu mübarek zaman dilimi hürmetine, Sana yönelmiş temiz kalbler hatırına bir dileğimize bin lütufta bulun yâ Rabbenâ!

Bir arpa boyu işleriyle Senin yolunda olanları azîz ve şerîf eyle yâ Rabbenâ!

Vatanımızı, milletimizi ve topyekûn insanlığı da güldür; kan düşünen, kan konuşan, kanlı planlar yapan cânilerin ümitlerini söndür yâ Rabbenâ!

Beşerin gönlünü kavgasız bir dünya ufkuna yönlendir; herkesi insaniyet-i kübra marifetiyle şereflendir!..

Ey ışığın ve karanlığın tek Rabbi! / Ne olur düşman şamatasını bitir. / Leyl-i yeldâmızı artık nehâr eyle!..

Ey kışın ve yazın şeriksiz Sahibi! / Eşrâra rağmen gül günlerini getir / Mevsimimizi gayrı nevbahâr eyle!

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir