CEBREN ANLATANA

Anlayamadık..

Hey Gidi Günlerin Azizliğini.. Bilemedik o günlerin bu günler olabileceğini..

İmanınız varsa dayanacaksınız, yılgınlık göstermeyeceksinizi üç beş çocuğun nazı zannettik.. Çektik sandık..

Bu dünya dayanma dünyasıdır darılma dünyası değildiri yok yere küsülen arkadaş belledik, barışmaya meyil ettik, bazılarına gönül verdik, bazılarından gönül aldık, bazılarına gönül koyduk..

Anlayamadık..

Namı Celil-i Muhammed-i’yi tiyatroda sahne oynadık..

Ayet Ayet okuduk, başımıza gelmez sandık..

“Onların zulme boyun eğmeyişleri hakikate hürmetlerinden di..” her programda baş köşeye biz bunu yazdık.. lakin sadece yazdık..

Anlayamadık..

Biz Hz Yusuf’un kuyusunu, saraylara açılacağını bilemedik..

Anlayamadık Hz Yakub’un hasretini, daha önce o kadar kavuşma yolu gözlemedik..

Anlayamadık Hz Eyyub’un sabrını, hiç dört duvar arasında gün saymadık,

Anlayamadık Hz Yunus’un balığını, yurdu terk etmenin acısı boğazımızda düğümlenmedi daha önce hiç bizim..

Hz Musa’nın denizini, Hz Nuh’un gemisini, Meriç’ten öte Meriçten ziyade..

Anlayamadık Hz Zekeriyya’nın testeresini, işkencelerden arda kalmanın vakurluğunu üzerimizde duyabileceğimizi..

Anlayamadık Hz Meryem’in orucunu, bir insan haklıyken nasıl, neden susar biz o zaman bilemedik..

Ve.. Anlayamadık Efendimiz’in hicretini, yollara düşmeden önce.. Kim Ensar kim Muhacir bilemedik..

Hikaye bildik her birini, kendimize reklam ettik.. Dinledikçe gönüllerimiz mutmaindi, kafalar geceleri yastığa vicdanlı konur idi.. “Bugün Allah rızası için ne yaptın?” sorusunun cevabıydı..

“Hz Yusuf’u dinledim”.. bahanesi..

Anlayamadık..

Yanındayken dostun kıymetini, elindeyken kitabın rehberliğini, görüyorken gözünün aydınlığını, duyuyorken sesin güzelliğini, yürüyorken yolun ehemmiyetini..

Yorulduk.. Binanın en son katına asansörle niyetlendik lakin asansör bozuk nidalarına aldırmadık, en son kattan düştük..

Şimdi tüm yaralarımıza rağmen,rağmenlere rağmen, merdivenlerden teker teker, sağlam basa basa..

Çay koyun yola yeniden başlayanlara..

Şimdi artık kör kuyularda tek başına kalan Yusuflarla..

Hasret yolunda Yakuplarla..

Ayağımızı yere üç kere vura vura, kalbimizde ki tüm yaraların dermanını Eyyub gibi araya araya..

“La ilahe illa ente subhaneke inni kuntu minazzalimini” içimizde duya duya..

Meriç sularını yaran Musalarla, Nuhlarla..

..ve işkencelere maruz Zekeriyyalarla

.. ve hicret yolunda Ahmetlerle Mustafalarla

..ve Haktan gelene amennanın Meryemleriyle..

bir kere daha şükür anlayamadıklarımıza.. Yarı yolda kalmayalım diye Cebren (cc) anlatana..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir