BU DA GEÇER…

 

 

 

Neye üzüleceğini şaşırmıştı. Duvarına astığı dünya haritasından bir ülke seçiyordu.

Gitmenin çözüm olacağına inandırmıştı kendini. Gitseydi mesela… “Nasılsın?” Sorusuna “dipteyim” diye yanıt verenin yanına…

gitseydi kesin bir yaraya merhem olurdu.

Hiç yoktan gözlerine bakar, ne kadar üzgün olduğunu, ne kadar yorgun olduğunu, ne kadar çaresiz olduğunu kesin anlar ve çaresizlerin Çaresine, kışın ve yazın şeriksiz Sahibine çıtlatırdı konuyu.

Gitseydi hem unutmazdı da en unutulmaması gerekeni.

Hayatının en zor haberini…………

yok hayatının en zor haberi diye bir şey kalmamıştı artık onun hayatında.

Beyninde ki tümörden bahsetmişti doktor. Büyürse hafızanı kaybeder, hiç bir şey hatırlamazsın demişti.

O artık bu tür haberlere gülerek karşılık veriyordu. O yüzden hayatının en zor haberi değildi bu.

Kabullendi hemen meseleyi. Benimsedi kafasında kini. Sende hoş geldin der gibiydi. Musibetin geliş anındaki tepkisiydi bu. İstenildiği gibi olmuş muydu?

Uzun süredir her şeyi unutmak istiyordu zaten. İsabet olmuştu. Belki de bir lütuftu başına gelenler. (başına gelenler cümlesi burada tamamen Mecaz-ı Mürsel)

Ne düşünürse düşünsündü. İster iyi, ister kötü, ister kendine acısındı, isterse kaf dağına taşısındı konuyu fark etmezdi.

Olacak diye bir yer vardı ve her şey oraya varıyordu. Enseyi karartmadı.

Unutmak istemediği iki şey vardı… Bazen dipteyim yazsa da ona haşrolacakları yeri hatırlatanı bir de haşrolmaya gidecekleri yolu unutmasındı yeterdi.

Gerisi teferruattı hayatında zaten.

İradi olarak hiç bir şey olmamış gibi yaptı. Ömrünün sonuna kadar da öyle yapacaktı. Biraz sonra iradi olmayacaktı belki ama olsundu. Unutulası zaman dilimiydi çünkü.

Hiç bir şey göründüğü gibi değildi. Nasıl gördüğün çok önemliydi o ayrı ama… Piri Mugan’ın dediği gibi yapmaya çalışmış, güzel bakmaya, güzel görmeye ve hayatından lezzet almaya fakat yapamamıştı.

Hiç bir şey göründüğü gibi değildi ve bu onun dümdüzlüğüne aykırıydı. 0 lar ve 1 lerden oluşan beyninden yanık kokuları gelmeye başlamıştı.

Hasılı… hiç bir şey göründüğü gibi kalmıyor, bazen görünen gerçeğin kendisi olmuyordu.

Buna alışması gerekliydi. Yazdı ve durdu…. Kullanabildiği kadar beynini bir kez daha kullandı.

2 sn içinde hatırlaması gereken cümleyi 2 saat sonra hatırlayabildi. Tekrar defterinin başına oturdu ve yazının sonuna ekleyeceği cümleyi yazdı…

Buda Geçer Ya Hu……..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir